İbrahim Akgün

İBRAHİM AKGÜN 1988 yılında İstanbul'da doğmuş, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Üsküdar Musiki Cemiyeti gibi kurumlarda Şan ve Ses Eğitimi almış bir sanatçıdır. Halkla İlişkiler ve Medya bölümü mezunu, yerel kanallarda 100'ü aşkın canlı yayınlar hazırlayan ve sunan, Ulusal Magazin, Onur Akay Medya ve Sosyete Alemi haber sitelerinde köşe yazarı olan İbrahim Akgün; vüsatli ve güçlü sesi, geniş repertuvarı, Arap tarzı yorumu ve söz-müzik üretme yeteneği ile Türkiye'nin ve Orta Doğu'nun yeni star adayıdır.

TUĞÇE ÖREN RÖPORTAJIM

Ünlü söz yazarı-bestekar ve çok sevgili arkadaşım Tuğçe bizimle bu hafta...

A
a
Sevgili Tuğçe bize kendini anlatır mısın? Tanıyabilir miyiz seni?

İstanbul'da doğup büyüdüm. Başarılı bir okul hayatım oldu. Sanatın hemen her dalında etkin bir lise hayatı geçirdim. Orkestralar kurar şarkılar söylerdim okulda da. Hatta bir yarışmada Bostancı Gösteri Merkezi sahnesine çıkmışlığım vardır. Ne tesadüf ilk bestemi orada canlı canlı dinlemek nasip oldu. Konservatuar hep hayalimdi ama derslerim iyi olduğu için yönlendirmeler farklı oldu ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdim. Daha sonra avukatlık kariyerim başladı. Aklım hep müzikteydi. Hatta hiç kopmadım diyebilirim. Şarkı söylemek beni çok mutlu ediyor. Ama üretmek bambaşka bir keyif. Zaten üretmeye başladığımda daha doğrusu iyi şeyler yapabildiğimi gördüğümde bu işin üzerine gitme konusunda daha cesaretlendim ve ağırlığı biraz müziğe vermeye başladım hayatımda. Ve bunun karşılığını da almaya başladım. Hayatta bir şey vermeden bir şey alınamayacağını düşünüyorum. Emek verdiğinizde mutlaka size geri dönüyor bir şekilde.

Duygusal bir insanım, yengeç burcuyum, eve ve aileye düşkün bir yapım var. Genellikle ilk tanıştığım kişiler soğuk ve mesafeli bulurlar beni ve daha sonra öyle olmadığımı görürler genellikle :) Dostluğa ve dostlarıma önem veririm, uzak durmam gereken kişileri çok iyi hissederim :) Bir de inatçıyımdır, kafama taktığım şeyi elde etmeden rahat edemem.

Müziğe gelince; Müziğe hepimizin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Müzik benim sığındığım, arındığım, derdimi, mutluluğumu, hayatımı döktüğüm bir şey.  Bu arada evliyim mutluyum çocukluyum :) Çok sevdiğim bir eşim ve 3,5 yaşında bir kızım var...

"ŞARKIM MUSATAFA CECELİYE ÇOK YAKIŞTI"....
 

Seni ilk Mustafa Ceceli’ye verdiğin “Can Parçam” isimli şarkıyla tanıdık. Şarkının hikâyesine döneceğim sonra ama Mustafa Ceceli nasıl oldu?  

 

Ben demolarımı evimde hazırlıyorum ufak bir stüdyom var kendime ait. Ben demoları yapıp yapıp saklıyorum kimseye yollamıyorum o dönem, belki bir iki yapım firmasına yollamışımdır o kadar. Zaten şarkıları vermek gibi bir niyetim yoktu. Kendim söylerim diye saklıyorum yani :) Bir gece estiler bana ve gönderdim şarkıyı. Birkaç gün sonra Ayhan Bey (Ayhan Mağdenoğlu) dönüş yaptı. Ben de hiç düşünmeden verdim şarkıyı ve Can Parçam albüm repertuarının açılış şarkısı oldu. Bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Sevgili Mustafa Ceceli'ye ve albüme çok yakışan bir şarkı oldu gerçekten.
 

Ceceli funları senin şarkını ayrı bir yere koydular. Bize “Can Parçam”’ı anlatır mısın? Uzun yıllardır camianın içindesin. Eğitim, kurslar, hocalar, dersler. Nerelerden geçtin?

 

Evet gerçekten Can Parçam çok sevildi. Şu an bir klibi olmamasına rağmen 10 milyona yaklaştı. Hepsinden çok güzel geri dönüşler, mesajlar alıyorum. Tabii ki bu beni çok mutlu ediyor. Can Parçam bir kere gerçek bir şarkı, yaşanmış bir şarkı.  Hüzünlü bir hikâye. Çok fazla ayrıntılara girip kimseyi üzmek istemiyorum. Küçük bir meleğin kaybıyla sonuçlanan bir hastalık sürecinin başlarıydı. O kadar hissettim ki annesinin duygularını gerçekten dağılmıştım. Ben o şarkıyı nasıl yazdığımı dahi tam olarak hatırlamıyorum. Sanıyorum 5 dk sürmemiştir sözlerini yazmam. Sanki ezbere bildiğim bir şiiri yazar gibi. Çünkü o kadar dolmuştum ki o dönem, sözler döküldü ben de kâğıda geçirdim.  Ama şimdi sevgililer birbirlerine Can Parçam tut ellerimi sakın bırakma ölene kadar yazıyorlar, sevgiyle, aşkla dinliyorlar şarkıyı, düğünlerinde kullanıyorlar. Aslında aşkı çok derinden anlatan çok naif bir şarkı oldu.
 

Bir hukukçu olduğunu bildiğimden sorayım: Hukuk insanı ve sanatçı olmanın benzerlikleri var mı?


Hep müzikle ilgili bir şeyler yapmaya, topluluklara dâhil olmaya, yeni bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Daha çok Türk Musikisi ile ilgilenmişim desem yalan olmaz. Bir dönem Necdet Gerginok hocamızdan ud dersleri aldım. Neveser Gerginok'tan kısa süre şan dersleri aldım. Bir dönem Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne devam ettim biliyorsun, orada çok değerli hocalarla çalıştık. Lise döneminde okul orkestrasında solistlik yaptım ve yarışmalarda okulumu temsil ettim. Ama kendimi ortaya koymam daha farklı şekilde oldu. Şarkılar var ama müzikleri yok yani demoları yok. Bir sürü programlar indiriyorum kuruyorum onları karıştırıyorum olmuyor, ona diyorum sen çal ötekine diyorum sen çal olmuyor, derken bir akustik gitar ve bir armoni kitabı aldım. Geceleri çalışıyorum, akordu armoniydi falan kafayı bozmuşum ya :)  Sonra işte Logic Pro ile tanıştım. Karıştıra karıştıra ortaya güzel demolar çıkmaya başladı. Çok ünlü bir söz yazarı ve bestecimizin 'Senin bu yaptığını ben yapamam bu deli işi ama sen çok başarılı olacaksın' sözlerini duyduktan sonra kendime 'doğru yoldasın' dedim ve bugünlere geldik. Umarım her şey daha güzel olur çünkü yaptığım işten keyif alıyorum. Ve insanın hobisinden, aşkla yaptığı işten para kazanması kadar büyük bir şans olamaz bence hayatta.

 

Hukukçu olduğum için kendimi hem çok şanslı hissediyorum hem de çok şanssız. Ülkemizin durumu, adaletin işleyişi biliyorsun ki avukatlığı en zor mesleklerden biri haline getiriyor. Elimden geldiğince layığıyla yapmaya çalışıyorum ama ruhumu tatmin etmiyor. Kendimi bulduğum yer tam burası. Müziğin olduğu yerde saatlerce çalışabilirim. Hukukla sanat benzeşiyor mu bir yerde? Benim için sanat özgürlüktür. Hukukçu iseniz özgür olamazsınız belki akademik kariyer yapanlar için evet bir nebze özgürlük olabilir ama avukatlık için aynı şeyi söyleyemem. Avukatlık tamamen yasalarla, sürelerle kısıtlanmışlık benim için. Hayal gücünüzü katamayacağınız bir alan. Her şey net ve açık.

"AİLEM BENİ ÇOK DESTEKLEDİ"...

 

Ve de annesin... Düzgün bir aile, iyi bir anne, iyi bir eş... Hepsi şarkılarının oluşumuna destek değil mi? Hem ruhen hem fiziken ?

 

Şaşırtıcı şekilde bütün bu yukarıda anlattığım müziğe iyice kafayı takışım anne olmamdan hemen sonraya denk geliyor. Gece 3lere kadar müzikle uğraştığım, sözler yazdığım dönem kızımın gece en az 3 kere kalktığı dönemdir. Ama dedim ya severek yaptığınız iş sizi yıpratmıyor, ağır gelmiyor. Şimdi de şarkılarımı ilk olarak eşim ve kızım dinliyorlar. Kızım hepsini ezbere biliyor. Radyoda duyduğunda bozuluyor biraz, sen niye söylemiyorsun diyor :) Eşim de hep nasıl mutlu olacaksam, huzurlu olacaksam onun peşinden gitmem konusunda beni destekledi. Benim müzikteki başarılarıma benden çok sevindi belki. O nedenle ailemin de başarımda ki payı büyüktür. Annem ve ablam da aynı şekilde hep destek oldular ama onlar da artık benim sesimi duymak istiyorlar.
 

Ve güçlü ses Funda Arar ile yollar kesişti. Ona da çok güzel bir şarkı verdin. “İnci Tanesi”ni anlatır mısın bizlere?  Ve Funda Arar ile yolların kesişmesini...

 

İnci Tanesi'de yine yaşanmış gerçek bir aşkı anlatan bir şarkıdır. Aslında şarkıların hikayelerini çok paylaşmak istemiyorum. Herkes kendinden bir şeyler buluyor şarkılarda o buldukları anlamı bozmak gibi geliyor bana. Babamı kaybettikten sonra yazdığım bir şarkıydı İnci Tanesi. Bu yaşıma kadar şahit olduğum büyük bir aşkı anlatıyor diyelim. Samsun Demir'e göndermiştim İnci Tanesi'ni. Kendisi iş kolik bir insan gerçekten. Daha gönderdiğim gece sabaha karşı yazdı şarkıyı çok sevdiğini ve Funda Arar'a gönderdi. Sevgili Funda Arar ve Febyo Taşel'de şarkıyı sevdiler ve albüme girmiş oldu. Albümün ismi de “Aşk Hikayesi” biliyorsun. Albüm genel anlamıyla bir aşk hikayesini anlatıyor ama yine de albüm isminin İnci Tanesi'nden çıkmış olması da ayrıca gurur verici. “İnci Tanesi”;  Funda Arar'ın sesine, yorumuna inanılmaz yakıştı. Febyo Taşel düzenlemesi de şarkıyı bambaşka bir yere taşıdı. Umarım hem İnci Tanesi'nin hem de “Aşk Hikayesi” albümünün yolu açık olur. 
 

En başta sorulması gereken soruyu şimdi sorayım: Şarkılarını yazarken neler hissediyorsun? İlham mı yoksa masa başı iş mi?

 

Kesinlikle masa başı işi değil benim için. Yazmak için oturduğumda bir kelime bile yazamıyorum. İlham da değil aslında, doluyorum ben bir süre ve yazmam gerekiyor o zaman. Şarkı yazacağım zaman çok huzursuz oluyorum, devamlı aranıyorum bir şeyler, 10 kere gidip buzdolabını açıyorum, ne yesem ne yapsam falan diye geziyorum bir süre. Belki de ilham geliyorum diyor o ara :)

"YAKIN ZAMANDA SİNGLE GELİYOR.SESİMİ DE DUYACAKSINIZ"....


Söz yazarlığı ve besteciliğin yanında yorumcusun da. İyi söylediğini seni tanıdığımdan ben biliyorum torpilli olarak. Tüm bunlar yetmiyor mutfağa da hâkimsin. Aranjelerini yapıyor, düzenlemelerini kotarıyorsun. Tüm bu süreçler sana neler hissettiriyor? Ve bir adın olarak nasıl üstesinden geliyorsun?

 

Çok teşekkür ederim iltifatlarına. Evet sen dinliyorsun ama henüz sesimi dinleyici ile buluşturamadım. Sevgili Eflatun ile güzel bir şarkı üzerinde çalışıyoruz. Yakın zamanda bir single ile sürpriz yapacağım gibi görünüyor. Bu yüzden de ayrıca heyecanlıyım. Yaptıklarıma aranje denemez aslında o çok ayrı bir alan ve profesyonellik gerektiriyor. Benimki daha çok hobi gibi ama o arada alışılmışın dışında zengin demolar çıkıyor bazen ortaya. Seviyorum müzikte hayal gücümü kullanmayı. Belki ilerde daha iyi şeyler ortaya çıkar kim bilir?

 

Seninle ilgili araştırma yaparken “BESTEKÂR” sunumu ile karşılaştım bazı sitelerde. Açıkçası arkadaşımı böyle görmek beni çok gururlandırdı. Görmediysen benden duydun. Sen neler hissediyorsun ya da hissettin? 

 

Tabii ki çok gurur verici. Evet 2017 yılının en iyi albümlerinden 2 tanesinde eserlerim yer aldı. İkisi de çok sevildi. Evet, Funda Arar da Mustafa Ceceli de çok çok önemli isimler. Onların albümlerinde olmaktan, tercih edilmiş olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyorum. Ama ben henüz yolun çok başındayım. Umarım yaptığım ve yapacağım işlerle bu sıfata layık olurum.

"İYİ İŞE KİMSE KAYITSIZ KALAMAZ"...
 

Son söz olarak sesini duyurmak isteyen bestecilere ve genç şarkıcılara tavsiyelerin ve önerilerin var mı? Ve de okuyucularımıza lütfen!

 

Bu aralar bana çok yazan oluyor sosyal medyadan nasıl yaptınız, nasıl ulaştınız, nasıl sıyrıldınız şeklinde sorular geliyor. Öncelikle yaptıkları şeyin iyi olduğuna emin olmalılar ki yakınlarımızın sevmesi bir gösterge olmuyor ne yazık ki. Bunun dışında gönül vermek ve kafaya takmak her işin olduğu gibi bence bu işin de anahtarı. Bana kimse dönmüyor, mail atıyorum cevap gelmiyor diyorlar bana. Bu tarz mailleri okumadan silen çok menajer var doğru ama dinleyenler de bir hayli fazla ve gerçekten iyi olan bir şeye hiç kimse kayıtsız kalmaz, bundan emin olsunlar. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, doğru insanlarla karşılaşmak ve bir arada olmak en az diğer saydığım şeyler kadar önemli bence. Ben bu yola çıktığımdan beri bana her türlü desteği veren, fikirleri ile hep yanımda olan editörüm Erdem Uyanık'a da ayrıca buradan senin aracılığınla teşekkür etmek istiyorum.

Sana da ayrıca teşekkür ediyorum. Bu benim ilk röportajım ve benim için ayrıca kıymetli.

Tekrar Teşekkürler, sevgiler...

Tuğçeciğim ben teşekkür ederim kırmadığın ve karşımda konuşur gibi benimle sohbet ettiğin için. Yolun,şansın,nahtın açık olsun....


Sevgi ve saygılarımla

İbrahim Akgün
sosyetealemi.com/İstanbul

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

anket ANKET

Sizce Sahnede En iyi Dans Eden Kadın Şarkıcı Kim?



arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat


SosyeteAlemi.com - En Sosyetik Magazin Haber Sitesi